Ata ve Bayrak

    Mesih İnanlıları Topluluğu

Sincan, Etimesgut, ve Eryaman

İsa Mesih Satılık mı?

Türkiye’de yaygın olan yanlış bir düşünce şöyledir: kendi inancını yayan Hristiyanlar, halka inancını değiştirmek için para dağıtır ve ücretsiz İncil’in arasına yüz dolar koyarlar. Bu iddialar televizyon ve gazetelerde görüldüğünün aksine tamamen gerçek dışıdır, kulaktan kulağa dolaşan asılsız masallardır. Biz satılacak kadar ucuz bir inanca sahip değiliz. İncil dağıtmak bizim değil dağıttığımız insanların ‘ruhsal’ ihtiyacı içindir. Yani, bu inanç bizim değil onların çıkarına hizmet eden ve değeri ölçülmez bir müjdedir.

O zaman, Mesih inanlılarının muhtaç ve fakir insanlara yardım sağlayıp sağlamadığını merak ediyorsak, önce inancımızın kaynağı ve Tanrı’nın sözü olan Kutsal Kitapımız'a bakmamız gerekiyor.

İsa'nın zamanında fakir veya "yoksul" olmanın anlamı şöyledir: günlük ekmeği olmayan, bir tane gömleği, bir tane paltosu bile olmayan bir kişiye fakir diyebilirdiniz. Ayrıca Isa, genellikle para değil, yoksullara ekmek veya bir palto verilmesini öğretti.

İncil’in Timoteos bölümünde bahsedilen Mesih inanlıları topluluğunun kimsesiz dul kadınlara yardım edilmesi hakkında bazı ilkeleri vardı. Bu ayetlerde görüyoruz ki toplululuk liderleri sadece gerçekten ihtiyacı olanlara yardım etmeye çalıştılar ve yardım verme işini hikmetli bir şekilde yaptılar. (bkz. İncil: I. Timoteos 5:13-16)

Mesela ayetlere göre dul kadının cocukları veya torunları varsa bunların dul kadına yardım etmeleri gerekirdi, kilisenin degil. Eğer bir dul kadın 60 yaşından genç ise, ona yardım verilmeyecekti. Öyle "genç" kadınlar ya çalışmalılar ya da evlenmelilerdi. Ayetlere göre, bu genç dul kadınlara yardım etmek hikmetli olmazdı, cünkü yardım alınca çalışmak zorunda hissetmeyeceklerdi, tembel olacaklar ve gereksiz bazı alışkanlıklarla meşgul olacaklardı.  

O zaman kilise sadece gerçekten kimsesiz olan dul kadınlara yardım etmeliydi.  Bu durumdaki  kadınlar, 60 yaşından büyük olan, yaptıgı iyiliklerle tanınmış, tek erkekle evlenmiş, kutsallara hizmet etmiş ve sıkıntıda onlara yardım etmiş dul kadınlardı. Bu kadınların adı dullar listesine yazılacaktı ve onlara yardım yapılacaktı. Ama diğerlerinin yakın akrabası varsa kilise onlara yardım etmeyecekti, "İnanlılar topluluğu yük altına girmesin" diye ayette belirtilmiştir.

Bugün Türkiye'deki  çoğu cemaatte, maddi yardım konusunda  liderler karar verir. Eğer yardım verilirse, çoğu zaman yardım topluluk üyelerinin verdiği ondalıklardan gelir. Bu ondalıklar zenginlerden degil, fazla parası olmayan kişilerden gelir. Bundan dolayı bu paranın çok hikmetli harcanması gerekir.
İncil’in Korintliler kitapçığında çok hoş bir örnek var (bkz. İncil:2. Korintliler 8). Burada Pavlus Makedonya'daki kiliselerden bahsedip  şöyle diyor: "Büyük sıkıntlarla denendiklerinde, coşkun sevinçleri ve aşırı yoksullukları tam bir cömertliğe dönüştü. Ellerinden geldiği kadarını, hatta daha fazlasını kendi istekleriyle verdiklerine tanıklık ederim. Kutsallara yapılan yardıma katkıda bulunma ayrıcalığının kendilerine verilmesi için bize yalvarıp yakardılar." (Bu yardımı Pavlus topluyordu ve onun hizmeti için kullanıldı yada başka sıkıntı çeken İsevi topluluklara gönderildi.)

Bu Makedonyalı imanlılar almakla değil, vermekle meşguldüler. Büyük sıkıntı ve aşırı yoksulluk içinde oldukları halde, Rab'de sevinç bulup başkalarına yardım etmek istediler. Sanki Pavlus onların ondalıklarını almak istemedi ama onlar Pavlus'u zorladılar. Mesih inanlıları olarak çok iyi bir örnektiler. Pavlus Efesli ihtiyarlara veda ettiği zaman şöyle konuştu, “Siz de bilirsiniz ki, bu eller benim, hem de benimle birlikte olanların gereksinmelerini karşılamak için hizmet etmiştir. Yaptığım her işte sizlere, böyle emek vererek güçsüzlere yardım etmemiz ve Rab İsa’nın, vermek almaktan daha büyük mutluluktur diyen sözünü unutmamamız gerektiğini gösterdim.”  Samimi Mesih İnanlısı alıcı değil verici olmaya gayret etmeli.

İsa Mesih diyor ki "Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, her gün çarmıhını yüklenip beni izlesin" dedi,"Canını kurtarmak isteyen onu yitirecek, canını benim uğruma yitiren ise onu kurtaracaktır. İnsan bütün dünyayı kazanıp da canını yitirirse, canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur?
İncil: Luka 9:23-25